1.52
1.93
60,608
Mehmet KELEŞ

Yayın Danışmanı

Mehmet KELEŞ

keles@ajans67.com


4 Kasım 2008
font boyutu küçülsün büyüsün

Ayrı Diller...


Güncel yaşamın yoğun temposu içinde, yanımızdan rastgele geçen birinin kokusu, kulağımıza bir iki saniye çalınan bir müzik, belki bir bahar havası, belki bir yemek, bir saç şekli bize birini hatırlatır. Yaşarken unutmuş gibi göründüğümüz ama en derinlerde hep yerini koruyan biridir hatırladığımız. Belkide içimiz cız ederek düşünürüz onu. Bizi unuttuğunu düşündüğümüz, unutulduğumuz için yeniden küstüğümüz eski bir aşkın sahibini olmaz bir anda yeniden hatırlarız. Yaşananlar aynı tazelikte doluşur ortaya, belki bir iki dakika dalar gider gözlerimiz çook uzaklara. Unutmak da unutulmak da öyle sanıldığı kadar kolay değildir aslında da. Bazen tıkanır insan, kendi adına yazılmış kaderi mi yaşamaktadır yoksa yaşadıkları mı kaderi olmaktadır. Sonra, sessiz bir acaba gelir ortaya ve “neden” diye soru şekline dönüverir. Düşünürüz hayatın neresindeyiz diye.

Hepimiz, ikili ilişkilerde iki dil konuşuruz aslında. Biri içimizden geçenler biri de dilimizden dökülenlerdir. İçimizden “Sana ihtiyacım var, seni çok özledim, aslında seni çok seviyorum” derken dilimizden “Neden aramadın, nerelerdeydin, beni hiç anlamıyorsun” gibi kızgın, kırılmış, sitem dolu sözler dökülür ve ilişkinin boyutu, tepki tepkiyi doğurarak aslında hiç istemediğimiz bir yöne doğru kayar gider. Sonunda “beni hiç anlayamadı, ben onun için neler yaptım, benim için fedakarlık etmesi gerekirdi ve aslında öyle demek istememiştim” lerle uzar gider. Ve hem kalan hem de giden anlaşılamamış, anlatamamış olarak yine içimizde saklayıp dilimizden dökemediklerimizle başka ilişkilerde anlamamaya ve anlatamamaya devam ederiz.

Her biten ilişkinin ardında tonlarca keşkeler ve acabalar vardır. Keşkeleri bitirmiş ilişkilerdeyse; keşkeleri tüketen kişilerin uzun bir süre yeni bir ilişki yaşamasını bırakın, yaşamaya bile takati kalmamış duruma gelirler. Belki istisnaları vardır ama kapılar birdenbire kapanmaz ilişkilerde. Yavaş yavaştır yerine oturanlar, olsun düzelir, değişir diye bekleşir dururuz ya da ha babam değiştirmeye. Bitecek olan şartlar ne olursa olsun zaten bitecektir. İyi gideni de kötü gideni de dışarıdan müdahalerle düzeltmek değiştirmek imkansızdır. Şimdi konuyu iyice dağıtıp uzmanların bile çözemediği konular hakkında yorumlar yapmaya kalkmak istemiyorum ama net bildiğim bir şey varsa o da şudur ki; samimiyetle tek dil konuşmak, önemsemek ve umursamak gerektiğidir. Genelde incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerden bıraktı gitti diye şikayet eder niye bittiğini anlayamayanlar.
Ayrıntılarımız bizim bütünümüzü oluşturmaktadır. Ayrıntıların makina dişlisi gibi cuk diye yerine oturması gerekmiyor ama o ayrıntıların ilişkilerimize zarar vermesinin önüne geçebiliriz diye düşünüyorum. Hiçbirimiz sıvı yağ değiliz ki karşımızdaki insanın uzattığı cam şişenin içine sığıp o şişenin şeklini alalım. Oluşumunu tamamlamış kendi şekillerimizin uyumunu aramak daha doğru olurdu herhalde. Yukarıda, samiyetle önemseyin ve umursayın derken önce samimi olmanın gerekliliğine inandığım içindir. Ne istediğini ta baştan bilirsen ve açıkça söylersen karşındaki insanı kandırma riski de ortadan kalkar. Kimse kimseyi avucunun içinde ya da cebinde kar saymasın ve önemsesin “Bu birşeyler söylüyor ama zırlar geçer diyen kişi sonunu zaten kendi elleriyle hazırlamıştır. Biteni geri çevirmeninse imkansızlığını çevrenize bakarak görebilirsiniz. Eminim herkesin etrafında, ilişkilerinin neden bittiğini anlamayan, sorunlarının incir çekirdeğini doldurmayan sebepler olduğunu düşünen ve söyleyen insanlar vardır.

Bir de ısrarcıdırlar, tekrar birlikte olalım ne dersen onu yapacağım derler bıkıp usanmadan. Peki kendi fikrin olmadan karşındaki insanın her dediğini yaparsan o ilişkiye katacağın rol, tekrar bir araya gelseniz bile şişme insandan farklı mı olacaktır? Peki sen noktasına virgülüne senin dediğini yapan, sırf yanında kalmak için emirlerini gözünün içine bakarak bekleyen birine ne kadar tahammül edebilirsin. Barışmak için ısrarcı tavrınla gösterdiğin çabanın onda birini ilişkini dikkate almakta kullansaydın hem onurun bu kadar zedelenmezdi hem de bu kadar üzülmezdin.

Başlardaki cıvıltılı sesleri duyamıyorsanız karşınızdaki insandan vardır bir sebebi diyerek şapkanızı önünüze koyma vaktidir. Herkes söyler ne oldu da böyle olduk diye öyle basittir ki cevap “samimiyetsizdik, umursamadık ve dinlemedik”. Yaşarken sorun yaratan unuttuklarımız, bittikten sonra hep hatırımızdadır nedense. Yanımızdan geçen birinin kokusunu o zannedip ani bir yüz kızarmasıyla döner takip ederiz, bu şarkıyı çok severdi, bu yemeğe bayılırdı, eeee sonuç, sonuç sonlanmıştır çoktan. O noktada susup da oturana kadar “Seni seviyorum ve gitmeni istemiyorum” demiş olsaydık ya da karşımızdaki insan şımarır diye hiç söylemediğimiz güzel şeyleri bilseydi, ya da önemsenmediğini zannettiği noktada hissettiklerimizi bilseydi ACABA? …………….

Say da say ama boş “Bitmiş İşte” Samimiyette tek dil vardır, konuşmaya dökülemiyorsa bakışlardadır, sarılmadadır, gülümsemededir, geçiştirilmemiş zamanlarda yanında olmadadır, bir şey anlatılırken dinleyen surattadır, incir kadar lezzetli ve çekirdeği kadar güzel görüntülerdedir, küçücük sevimli ayrıntılardadır.

Vakitleri geçe çevirmeden, sevdiğiniz insanların kokularının yanınızda olmasını istiyorsanız, sevdiğiniz lezzetleri birlikte tadmak istiyorsanız, iki dil kullanmadan, samimiyetle önemseyin ve umursayın. Sevdiğinizi söylemekten, onu istediğinizi hissettirmekten korkmayın ama asla sonraya bırakmayın. Sonralar bazen pişmanlıkla yaşadığımız anlar olabiliyor. Ve karşınızdaki insan birşeyler söylüyorsa can kulağıyla dinleyin ne olur. İnsanın kulağına bir kere su kaçırılmışsa mutlaka çıkarılmak için birşeyler yapılacaktır ve bu genellikle bitirmekle noktalanır.

Herkesin sevdiği insanın kokusunu yanındayken duymasını diliyorum...















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (6)
  • naz / 17 Şubat 2009 19:39

    ....

    okurken herkesin içinden bişeyler bulduğu nadir bir paylaşım.yeni keşfettiğim bir site vede yeni okumaya başladığım satır araları ve sanırm devamda etmekten hiç kuşkusuz pişmanlık duymayacağım.
    duygulara tercüman olmak garipki inanmadığım bir olgudur ama sanırım bu farklı diyebilidğim özel diyebildiğim hoş bir yazı .

    paylaşım için teşekkür ediyorum ...
  • hakan unler / 17 Ocak 2009 13:30

    tesekkur

    sevgili dostum değindiğin konular çok güzel eline sağlık seni kutluyorum ve yazılarının devamını diliyorum saygılar iyi çalışmalar
  • okur / 15 Ocak 2009 13:40

    yenı yazı yazmayı dusunmuyormusunuz
  • EYÜP / 7 Ocak 2009 02:17

    HELAL

    AĞZINA ,ELİNE SAĞLIK
  • ZEYNEP ÖNER / 12 Kasım 2008 11:22

    HAYAT yol arkadaşım BENİM

    İNSAN DÜŞÜNÜP HATIRLAMAYI MUTLU OLMAYI HERZAMAN BULAMAZ HAYATIN AKISI ÖYLE YERLERE GETIRIRKI INSANI ANLAYAMASIN GEÇMİŞE BIR BAKTIĞINDA ŞUNU ÖZLEDİM DERSIN ANILARINI TAZELERSIN ICINDEN EN GUZELI OZAMAN SENI NE MUTLU ETIYSE ONU HATIRLARSIN VE ŞU ANKI YASAMINDA OLMADIHINDAN O ANILARI ÖLE MUHAFAZA EDİP KORUMALISIN.HAYAT DEVAM EDIYOR BAZI FEDAKâ^RLIKLAR EDERSIN .VİRGÜL KOYARSIN .İLERLERSİN.SÖYLEMEK İSTEDİKLERİNİ ERTELERSİN.OGUNKU ŞARTLAR BUNU GÖSTERDIHI ICIN. INCITMEDEN KARSINDAKINE MESAFE KOYARSIN.HAYATA YASMAYA DEVAM EDERSIN. TAKI GÜNÜN BİRİNDE DERSİN İÇİNDEN ,ERTELERSIN .YAŞAMAMIZDA KI KARELERDEN İYİ OLANLARI HATIRLAYIP DÜŞÜNÜRSÜN.UNUTMAYALIM Kİ MUTLULUHU YAKALAMAK KENDİ İRADEMİZDE.YAŞATIMIZI OLUMSUZ YÖNDEN DÜŞÜNMEMELİYİZ .GEÇMİŞİMİZDEKİ O ENGİN AŞK ,ARKADAŞLIK,AİLE,HAYATIMIZDAKİ KARELERDE SAKLI ,BUNU KORUMAKTA KENDİ İRADEMİZDE,
    SAYGI,SEVGİ,MUTLULUK.
    3 KELİMEDE Kİ SIRLARI KEŞFEDİN.
    GELECEHİNİZ İYİ OLSUN.
    ( AYRI DİLLER ; OKUDUM AKLIMA GELEN İLK SÖZLERİ YAZDIM VE DAHA YAZMAK ISTERDIM NEYSE YORUMUN FAZLASI IYI OLMAZ DER IYI GÜNLER DİLERİM ,YAZILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUM .)
  • deniz / 4 Kasım 2008 11:17

    harikasınız bakışlar herşeyi anlatıyo aslında yanılmıyor yalan söylemiyor apaçık saklayamıyosun gizleyemiyosun dille söyleyemedigini anlayana bakışlarla söyleye biliyosun.




Bu yazarın diğer yazıları






Anket

Anayasa Referandumuna EVET mi Hayır mı diyeceksiniz ?
  • Evet
  • Hayır

En Çok Okunanlar