1.52
1.92
60,608
Mehmet KELEŞ

Yayın Danışmanı

Mehmet KELEŞ

keles@ajans67.com


8 Kasım 2009
font boyutu küçülsün büyüsün

'Fare Kapanı'


Merhaba değerli okurlarımız, Can Haber Gazetesinin geçen hafta ki sayısı Ereğli’de yankı uyandırdı. Yazılamayanları yazan ve halkımızın sorunlarına değinen bir gazete hazırladığımızı ifade eden bir çok takdir ve teşekkür telefonu aldık.

Manşete taşıdığımız Toki yolunu yapmayıp evinin önüne asfalt döken belediye başkanı ile ilgili haberimiz için de bazı okurlarımız başkan sizle uğraşır diyede espri yapmaktan kendilerini alamadı. Oysa Sayın Posbıyık onlardan önce davrandı. Genel Yayın Yönetmenimiz Seyfi Boyraz’ın eşi, belediyede çalışmakta idi ve bu haber üzerine aynı gün belediyenin sürgün yeri olarak değerlendirilen potbaşında ki ambara gönderildi. Sevgi-Barış-Dostluk kentinde demokrasiye ve fikir özgürlüğüne karşı yapılan bir ambargo olarak değerlendirdiğim bu konu bir hikayeyi aklıma getirdi.

Hikaye şöyle :

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.
Kendi kendine: İçinde hangi yiyecek var acaba?” diye düşündü. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.
“Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.
Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı: “Zavallı farecik… Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın” dedi.
Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve” Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama” Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol” dedi. Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve , “Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!” dedi. İnek; Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor.” dedi.
Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.
Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti.
Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı. Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.
Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu. Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti. Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.
Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.
Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.

Kıssadan hisse çıkartmışsınızdır umarım.

Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise tehlike bir gün hepimiz içindir unutmayalım!…















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları






Anket

Anayasa Referandumuna EVET mi Hayır mı diyeceksiniz ?
  • Evet
  • Hayır

En Çok Okunanlar